Özel öğrenme güçlüğü

Bugün akşam instagramda Rüya Hocam ve Arzu Hocam çok güzel bir söyleşi yaptılar.
Benim için çok verimliydi.
Öğretmen öğrenci ile ilgili şüphelenmekte acele etmemeli.
Hemen özel öğrenme güçlüğü etiketini yapıştırmak ,bu kavrama yabancı bir aileyi çok fazla kaygılandırır.
Öğretmen öğrencinin akademik olarak geride kalmasında çevresel etkenler var mı,kendi yöntem ve teknikleri yeterli mi eksik mi,duygu durumuyla alakalı mı bunları gözlemleyerek gözden geçirmeli.Müdahale etmek için etkili stratejiler kullanmalı.
Okul öncesi öğrenme güçlüğü açısından risk grubunda olan öğrencilerin tespiti ve onlara uygulanacak program açısından önem arz ediyor.Ülkemizde okuma yazma süreci çocuktaki farklılıkları gözlemlediğimiz bir dönem.Öğretmenler bu dönem bu öğrencilere neler yapılmalı ,çocuğun maruz kaldığı öğrenme güçlüğünün şiddetini azaltabilmeli ve bu durumun motivasyonunu düşürmesine “öğrenemem” algısına dönüşmemesi için ne yapabileceği üzerine düşünmeli.
Aileyi tanıya yönlendirmek aileyi bir kuruma yönlendirmek işin en kolay yolu,o öğrenci sınıfta neyi nasıl öğrenecek ,öğretmen bu noktada zaman kaybı olmaması adına ciddi çaba sarf etmeli.
Rüya hocam bu konuda öğretmenlere rehber hazırlanması,okullarda ekip kurulması gibi bir hayali olduğunu söyledi.
Arzu Hoca da bu alanda bilgili özel eğitim öğretmenlerinin okullara atanıp öğretmenlere danışmanlık yapması hayalini paylaştı.
Ben nacizane şöyle beklentiler içerisindeyim:okul öncesi öğretmenlerine hizmetiçi eğitimler yapıp öög hakkında ciddi eğitimler verilmeli,başucu kitabı gibi yapılabilecek etkinliklerin örnekleri paylaşılmalı,Çocuk için okuma yazma dönemine riskler azaltılarak gönderilmeli okul öncesinden.
Birinci sınıf öğretmeni ise okuma yazma için acele etmemeli.Bir yıla yaymalı çalışmalarını .ÖÖG hakkında ilkokul öğretmenlerine de eğitimler verilmeli.Sınıf içi uygulama örnekleri paylaşılmalı.Bu öğrenciler için bir takip programı olmalı,öğretmen öğrenci için tedbirler almalı.

Ben üniversitede iken yurt dışından Erasmus programı ile öğrenciler gelmişti.Onlar üniversitede bir alanda yetkin oluyorlarmış,atandıklarında okulda o alanda yapılacak her şey o uzmanın onayından geçiyormuş.

Sınıf öğretmenliği bizde daha farklı her şeyden biraz öğreniyor öğretmen adayı.Atanınca da sudan çıkmış balık gibi sora sora öğreniyor süreci.
Oysa okullarda her öğretmenin söz sahibi olduğu bir konu olsa veya ekipler kurulup onlar danışma kurulu gibi olsa .Öğretmen çalacağı kapıyı bilmeli.
Akademisyenlerden okullara danışman hayalim de var.

Biz öğretmenler çocuğun dünyasını inşa ediyoruz.İnşa etmeme gibi bir hakkımız yani ben bilmiyorum ne yapılacağını deme hakkımız yok.

Bir cevap yazın